Öğretmenlere ‘yem bekleyen güvercin’aşağılaması ve hâlimiz!

Öğretmenlere ‘yem bekleyen güvercin’aşağılaması ve hâlimiz!

Öğretmenlere ‘yem bekleyen güvercin’aşağılaması ve hâlimiz!

 Vatan Gazetesi Yazarı  Mustafa Mutlu Yazdı  Öğretmenlere ‘yem bekleyen güvercin’aşağılaması ve hâlimiz!


Ataması yapılmayan bir grup öğretmen 26 Eylül‘de dertlerini anlatmak için Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer‘i ziyaret etmiş...
 


Bakan Bey bu sırada yanında olan bir milletvekiline dönmüş ve aynen şunları söylemiş:

“Ben öğretmen olmak isteyenleri, Eminönü’ndeki caminin önünde bekleyen güvercinlere benzetiyorum. Bekliyorlar ki biri önlerine yem atsın. Allah’tan çocuklarım memur olmadılar.”

Bakanlık bu sözlerin öğretmenler arasında hızla yayıldığını ve büyük tepki yarattığını görünce hemen bir açıklama yapmış ve haberi yalanlamış...

Bakan Bey o sözlerle aslında öğretmenleri aşağılamamış da özel sektörle kamunun rekabet etme biçimlerini anlatmak istemiş!

Bakanlık ne kadar yalanlarla yalanlasın; görüşmeye katılan öğretmen adayları, adlarını soyadlarını gizlemeden olayı anlatmaya ve tepki göstermeye devam ediyor.

Hepsi çileden çıkmış durumda; pazar günü Yeni Cami‘nin önünde toplanıp diplomalarını yakacaklar ve güvercin uçuracaklar...

***


Atanması Yapılmayan Öğretmenler Paltformu‘nun İstanbul Temsilcisi (ki, böyle bir örgütlenme bile Türkiye’nin ayıbıdır) Duygu Semiz‘in bu konudaki bir röportajını okudum... Düşüncelerini şöyle dile getiriyor:

“Bir bakanın böyle bir açıklama yapması oldukça yakışıksız. Bu ülkedeki hiçbir öğretmen böylesi bir açıklamayı kesinlikle hak etmiyor. Bunu geçen sene de yapmıştı. Sokakta mücadele eden öğretmenlere hep böyle açıklamalarla saldırıyorlar. Bu açıklama bunun bir parçası. Bakan’ın bu hakaretlerini duyduğumda beynimden vurulmuşa döndüm. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz diye düşündüm. AKP’nin son dönemde nasıl pervasızlaştığının gösteriyor bu sözlerÖ Bakan’ın bu sözlerine karşılık ise ne yapılacağı ortada, biz de bu açıklamaya karşılık bakanlığa bir çuval yem gönderelim.”

***


Anlamadığım şu:

Gazeteciyi aşağılayacaksın...

Askeri aşağılayacaksın...

Doktoru, hâkimi, savcıyı aşağılayacaksın...

Memuru aşağılayacaksın...

İş adamlarını aşağılayacaksın...

Esnafı, çiftçiyi, emekliyi aşağılayacaksın...

Öğretim üyelerini aşağılayacaksın...

Hak arayan işçiyi aşağılayacaksın...

İş isteyen öğretmeni aşağılayacaksın...

Dünya Kadınlar Günü’nde saçlarından sürükleyerek kadınları aşağılayacaksın...

Ve tüm bu aşağılamalara karşı oyunu sürekli artıracaksın; kendin hep yukarı çıkacaksın!

***


Bu tablonun iki anlamı var:

Ya biz mazoşistiz...

Ya da “din ticareti”, her türlü aşağılamayı unutturuyor!

***

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum