Öğretmenler müdürlere niye karşı?

 Son zamanlarda sanal ortamlarda yapılan yorumlarda özellikle öğretmenlerin müdürlere karşı acımasız bir tutum aldıklarını gözlüyorum.

Neden öğretmenler müdürleri iş yapmayan, yatan, çalışmayan, duyarsız kişi olarak tanımlıyorlar anlayabilmiş değilim doğrusu.

Bir yerde müdür sözü geçse hemen çullanıyor öğretmen arkadaşlarımız müdürün tepesine.

Kimi nedenleri olmalı bu tutumların. Sıralayalım öyleyse aklımızın erdiğince…

1-      Öğretmen arkadaşlar son yıllarda yapılan müdür görevlendirmelerinden rahatsızlık duyuyorlar. Bu husus herhalde öğretmenlerde bir olumsuz enerji oluşmasına sebebiyet veriyor. Olur, olmadık zamanda da bu olumsuz enerjilerini biraz da sert bir üslupla paylaşma ihtiyacı içindeler.

2-      Öğretmenler müdürleri bakanlığın birer temsilcisi olarak görüyorlar.  

3-      Sanırım öğretmen arkadaşlar bütün müdürleri kendi müdürleri gibi algılıyorlar.

4-      Öğretmen arkadaşların müdürlere karşı ciddi bir önyargıları var.

5-      Öğretmenler müdürleri kafasına göre iş yapan, kafasına göre kural koyan biri diye düşünüyorlar.

6-      Müdürleri öğretmenler tembel, akşama kadar sanal medyada gezinen, odasından dışarı çıkmayan bireyler olarak değerlendiriyorlar.

7-      Öğretmenler belki de sınıftan çıkarak gelip, masaya oturan tecrübesiz müdürlerin karasızlığından rahatsız.

8-      Öğretmenler müdürleri yanlı veya siyasi görüyorlar. Nöbet dağılımı, ders programı gibi konularda adam kayırmakla suçluyorlar.  

9-      Müdürlerin ödüllendirme politikalarından huzursuzlar belki de.

10-   Öğretmen yetiştirme politikamızın müdür görevlendirme politikalarından daha beter olmasından ya da öğretmen ve yöneticilerde idealizm kalmadığından veya ülkü yok olduğundan açı genişledi…

11-   Müdürler öğretmenleri kaytaran, nöbet tutmayan, sürekli geç gelen, derse geç giren, kurul / komisyon görevlerinden kaçan, sorun(lu) kişi olarak değerlendiriyor kim bilir…

Öğretmenlerin müdürlerden rahatsızlık sebeplerini uzatmak mümkün elbette… Müdürlerin öğretmenlere bakış açısından da…

Ancak bizim tavrımız sebeplerden ziyade sonuçlar üzerine birkaç kelam etmekten yana.

Yukarıda sıraladığımız tavırlar sonucu müdürler ile öğretmenler arasında sağlıklı iletişim kurulamıyor. Sağlıklı iletişim kurulamayınca okulda / kurumda çalışma barışı sağlanamıyor. Demokratik iklim oluşmuyor / oluşamıyor. Demokratik iklim oluşmayınca verim düşüyor. Öğrencileri çağın gereklerine uygun yetiştirmek çok mümkün olamıyor anlayacağınız.

Oysa okulda / kurumda okulun / kurumun iş ve işlemlerini takip edecek, çalışanların rahat etmesi için politikalar geliştirip uygulayacak, özgün projelere imza atacak, öğretmen, veli ve öğrencileri anlayabilecek birlerine ihtiyaç var. Bu kişi de bizim eğitim sistemimizde müdür olarak tanımlanmış.

Okul / kurum, çalışan, öğretmen, öğrenci olduğu sürece okul ve kurumlarda elbette müdür olacaktır.

O nedenle yönetici – öğretmen ve diğer organlar uyum içinde çalışmalılar. Ortak aklı hâkim kılmalılar. Kararları paylaşarak yüksek katılımla alabilmeliler.

Herkes işini yapmalı. Örneğin öğretmen zil çalmadan okulu terk etmemeli. Müdür buyurgan tavırları bir kıyıya koymalı. Öğretmenler kurulunun klasik gündemi eskidi artık. Bu kurullarda şu yapılmıyor, bu olmuyor, OAB kasası dolmuyor anlayışı bir kıyıya konulmalı.  

Yaklaşmalı yöneticiyle öğretmen, kol kola girmeli.

Çünkü öğretmen gününün önemli bir kısmını okulda geçiriyor. Müdür de… Çünkü öğretmenin de itibarı düştü. Müdürün de…

Çünkü acı ortak. Kaygı ortak. Çünkü sorunlar çok benzer.  

Öyleyse, ““ Şiirler, türküler, kutsal kelamlar / Sevgiye dönüşsün sıcak ilhamlar / Zengin kadrosuyla ayağa kalksın / Çocuklar sevgiden madalya taksın.” diyelim mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
74 Yorum