11.04.2020, 13:30 1042

Okulun Kazandırdıkları (!): Diploma, Cehalet, Tüketici Zihniyet ve Doğa Düşmanlığı

Sahte basketbolca jübile maçında enselendi diye bir haber duydunuz mu?

Belki 7 milyarda 1.

Ama siz ruhunuz duymadan binlerce doktorun, öğretmenin, avukatın, din görevlisinin sahte diploma ile emekli olduğuna emin olun.

Adınız gibi!

Zira diploma denen kağıt parçası geçer akçe olduğundan beri insanların onu yaptığı işin gerekliliğini yere getirmeden işini sürdürdüğü ortada zira diploma teminat sayıldı. Diploma; liyakat, beceri, yetenek ve başarı ölçütü değil bazen de kayırma ve hile aracıdır.

Para gibi.

Sahtesi var.

İş görür.

İyi bir yaşam sürdürtür.

Okullar bunu sundu. Sunmaya devam ediyor.

Sanayi de ustanın, eskinin dişçileri, yetenek gerektiren alanlarda çalışanların diplomasız olmasını hatırlatıp cehalet başlığına geçelim.

Cehaletin tanımı bilgisizlik ama artık sorunun bilgisizlik olmadığı açık.

Ya da kastettiği bilgi maddi bilgi değil. Nesneye, yapıya ait bir bilgi değil davranışsal bir yöndür.

Roma İmparatorluğu, dönemin en güçlü topluluklarından biriydi ama en gaddarlarından biri de; Ortaçağ fikirsel olarak dünya tarihinin en yoz çağlarından biriydi ama aynı şeyi mimarisi ya da sanatı için diyemeyiz. Maddi bilgi, insanın davranışsal niteliğinden ayrı bir sonuç doğurur.

Biz okullarda bilgi verdikçe, test puanları yükseldikçe, öğretmen, idareci ve velilerin koltuğu kabarırken ıskaladığımız insani davranışları başarı testlerinin gölgesine süpürdük. Bilmeyerek!

Gobbels, Fitler, Mussolini… bilgisiz miydi?

Ara ara iletişime geçtiğim ve “okul okumamış” bazı velilerimin “Hocam, ben cahilim.” Derken aslında tanıdığım en esnek zihniyetli, öğrencisi için doğru olanı yapmaya çalışan kişiler arasında olduğundan haberi yoktu çünkü hemen yanında “diplomalı” ve “pahalı arabalı veliler” otoruyordu.

Zaten başta diplomanın para kazandırdığını söylemiştik.

Bazen de kibir, görgüsüzlük, şımarıklık verdiğini şimdi ekliyelim.

Bir şeyin sahtesi yapılıyorsa demek ki aslının varlığından da şüphe edin ve işin layıkıyla yerine getirildiğine daima şüphe edin.

Sahte basketbolcuyu bir iki antrenmanda anlarsınız ama peki ya diğerlerini?

Edemezsiniz çünkü bazı mesleklerde ölüm riski sıfır düzeyindedir. Ve ölüm yoksa iş rayında gidiyor sanılır.

Ama aynı şey arabayı iyi kullanamayan sürücü için geçerli değil, değil mi?

Okullarımızın yapılanması ve amacı sorunludur. İnsanın ilkel bir davranış yapısıyla dünyaya geldiğinde ve şayet bu davranışların süreç içerisinde insanileştirilmezse kimyasal silah yapan bir kimyagere, hastalarını deneylerde kullanan doktora, ruh hastası insanlar yetiştiren öğretmene, sapkın inançları için çalışan din görevlisine dönüşeceğini insanın şu birkaç binlik tarihinde milyon kez gördük.

Cehalet deyince sizin aklınıza sarıklı, sakallılar geliyorsa bu sizin de cahil olduğunuzu gösterir.

Cahillik tanımı somutlaştırmak için biraz örnek verelim:

Açık giyenin kapalıya yobaz demesi cehalettir.

Kapalı giyinenin açık giyene yoldan çıkmış gözüyle bakması cahilliktir.

Ateistin inançlıyı yobaz görmesi cahilliktir.

Yobazın ateisti zındık olarak görmesi cahilliktir.

Test sınavları yüksek bir öğrencinin aydın ve bilgili olarak görülmesi çift katlı cahilliktir.

Solcunun her şeye ideolojiyi sokup bilimsel düşünüşten çıkması cahilliktir.

Sağcının ne olursa olsun bazı yapıları eleştiri dışında tutması cahilliktir.

Diploma varsa ve davranışsal olarak olgun değilseniz kazandığınız para ile muazzam tüketici olabilirsiniz artık.

Emisyonu fazla araçlar, doğanın bağrını mahveden evler yapma, kaliteli silahlara avcılık yapma, canlı timsahların derisi yüzülerek yapılan gayet pahalı bir çanta alabilirsiniz. Listeyi uzatabiliriz. Tabi bunu yapmak isteyen çok kişi var ama diploma ve para olmayınca ancak dizilerden izleyerek bu ihtiyacını giderir.

Tabi diplomanın işe yaramadığı durumlarda var.

Üzgünüz burada, ÖSYM sınavında yanlış tercih yapmışsınız.

Ya da kimin çocuğu olarak doğacağınıza karar verseydiniz.

Bu süreci imparatorlukların yağmacı ve ganimetçi durumuna benzetebiliriz.

Saldır, ganimet al. Tüket. Yine saldır. Tüket. Sonra tarihten silin.

Biz silinecek miyiz?

Bu virüs belki yapar.

Açıkçası insan türünün yeryüzünden yok olması diğer canlılardan hangisine bir zararı dokunur?

Belki evcilleştirilen kedi köpeklere…

Tabi onlar hala hayvan olarak kalmışsa.

Yani kuaföre gidemeyen kedi köpeklerin saçı için üzüldükleri oluyor mu?

İnsan, her şeyi kendine benzeten değil miydi?

Gelelim doğa düşmanlığına..

Dünyanın tüm okullarında en temel kuralın insanın doğası yapamayacağı ve onu kesinlikle her şeyden üstün tutup zarar vermememiz gerektiğinin kafaya sokulması gerektiğiydi.

Ama bilirsiniz ki insanoğlu hep doğaya hükmetmekle övündü:

Baraj yaptık.

Göğe çıktık.

Maden bulduk.

Mermerden heykel yaptık.

Plastikten sanat yaptık.

Hayvanat bahçemize Afrika'dan fil, Çin'den panda, Sibirya'dan ayı, Amazon'dan yılan getirdik.

Peki sonuç:

Merhaba KORONA!

(Geçen birileri bu kelime Türkçede nasıl yazılır diye tartışıyordu. Dedik ya, okul cahillik de doğurur.)

İnsan, doğanın basit bir birleşeni olmalı.

Çünkü EY İNSAN,

Sen şu anki canlılar arasında belki de yeryüzüne en son gelensin ve unutma ilk giden (tabi insanın soyunu kırdığı milyonlarca canlıyı es geçersek) olman doğanın bayramı olur.

Yani işin aslı şudur ki Aslı; insan edebiyatla, şiirle, resimle, inançlarla kendini en değerli canlı noktasında gördü. Tamam güzel romanlar okuduk, enfes heykeller de gördük ama görüyoruz işte. Olması gereken bu değilmiş.

Demek ki!

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@