Sınavı mutluluğunuzun merkezine yerleştirmeyin

Sınavı mutluluğunuzun merkezine yerleştirmeyin

Sınavı mutluluğunuzun merkezine yerleştirmeyin

Sınavlar insan hayatının dönüm noktaları. Hal böyle olunca sınav süreci insan üzerinde ciddi etkiler ve kalıcı izler bırakıyor. Bu izlerin oluşumunda ve etki derecesinde, sınavlara hazırlanan kişinin sosyal çevresi önemli rol oynuyor.


Seviye Belirleme Sınavı (SBS)'na girecek öğrencileri takdir ve motive etmeyi öneren Samanyolu Eğitim Kurumları Nurettin Topçu İlköğretim Okulu Psikolojik Danışmanı Orhan Aslan, "Sınavı hayatınızın ve mutluluğunuzun merkezine yerleştirmeyin." uyarısında bulunuyor.


Aslan, sınav maratonu içine giren bir öğrencinin aslında en çok baskılardan ve beklentilerden arınmış huzurlu bir ortama ihtiyaç duyduğunu belirtti. Bu atmosfer sağlanınca öğrencilerin kapasitelerini derslere yansıtmada daha başarılı olduklarını dile getiren Aslan, "Sınava kim hazırlanıyor? sorusunun cevabı çoğu zaman 'tüm aile' oluyor. Neden? Çünkü aile bireylerinin hepsi bir şekilde sınava girecek olan adayla bu durum üzerinden ilişki ve iletişim kuruyor. Sözlerinde, davranışlarında bunu sıkça işliyorlar. Bilinçli-bilinçsiz, gizli-aşikâr beklediklerimizi işleriz. Bu da adayın bir olan derdini bine katlıyor. Zira beklentiler, biz farkında olmasak da evlatlarımız üzerinde stres ve heyecan mekanizmasına dönüşüyor." dedi.


Görüşme yaptıkları öğrencilerin 'başarılı olamamaktan çekiniyorum ve bu nedenle performansımı yeterince yansıtamıyorum' ifadelerini kullandığını anlatan Aslan, "Başarılı olmak kavramını açmalarını istediğimizde karşımıza bu acı gerçek çıkıyor. Anne-baba ve etrafın beklediği şekilde bir başarı." diyerek stresin kaynağını ortaya koydu.


'Peki hocam onca emek ve para harcadığımız evlatlarımızdan hiç mi beklentimiz olmayacak?' sorularıyla da karşılaştığını ifade eden Psikolojik Danışman Orhan Aslan, bu tür sorulara şu cevabı verdiğini dile getirdi:


"Elbette olacak. Hem de bu en doğal hakkınız. Burada üzerinde durmak istediğim mevzu ise bu beklentilerimizin çocuklarımıza negatif bir şekilde yansıtılmaması. Burada iyi niyetle çocuklarımıza zarar verme durumu söz konusu. Örneğin, Halenur'un yanında akranı olan Meltem'in övülmesindeki niyet, (Halenur Meltem'i ve başarılarını örnek alsın, motive olsun ve daha çok çalışsın.) Ama sonuç olarak Halenur'un içine Meltem'e karşı kin, nefret, kıskançlık tohumları ekmiş oluruz. Halenur bu yoğun duygusal yük altında, performansı düşmüş olarak sınava hazırlanır. Hiçbir anne-baba evladının zerre kadar incinmesini bile istemezken bu şekilde, farkında olmadan onların içinde fırtınalar kopmasına sebep olmaktadır."


'BASKIN YAPMAYIN, TEŞVİK EDİN'


Beklenti ve baskı yerine teşvik ve takdir edici bir tutum geliştirilmesinin başarıda daha pozitif bir katkı vereceğine işaret eden Aslan şu tavsiyelerde bulundu: "Huzurlu ve sakin bir aile ortamı sağlayın. Özgüven eksikliği varsa sebeplerini araştırıp telafi etme yoluna gidin. Eleştirel ve emir verici ifadeler yerine espritüel ve işbirliği içeren ifadeler kullanın. Çocuğunuzun yeteneklerini ilgilerini ve arkadaş ortamını iyi tanıyın. Performansını olumsuz etkileyen TV, bilgisayar ve cep telefonu kullanımına dikkat edin. Çocuğunuzun ilgiye ihtiyaç duyduğu zamanlarda yanında olun ve birlikte vakit geçirin. Pazara, sinemaya gidin. Beraber araba yıkayın, yemek yapın, sportif faaliyetlere katılın. Çocuğunuzu ilgi ve alakası olmayan üçüncü kişilerin yanında eleştirmeyin ve onlara şikâyet etmeyin. Soru sayısına değil yapamadığı soruların nedenlerine odaklanmasını sağlayın. Kendi hatalarını ve eksiklerini bulmada ona yardımcı olun ve zaman tanıyın. Umutsuzluğa düştüğünü görürseniz nedenini sorun. Takdir ve motive edici olun. Sınavı hayatınızın ve mutluluğunuzun merkezine yerleştirmeyin."
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.