Eğitim Bir-Sen’den proje okullarına alınacak öğretmenler sınavla atansın önerisi

Eğitim Bir-Sen’den proje okullarına alınacak öğretmenler sınavla atansın önerisi

Eğitim Bir-Sen’den proje okullarına alınacak öğretmenler sınavla atansın önerisi

Eğitim Bir-Sen Malatya 1 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Söylemez, “Uzman Öğretmenlik Sınavı” yapmak yerine proje okullarına alınacak öğretmenler için sınav açılmasının çok kişi ve kurumu zan altına girmekten kurtaracağını söyledi.

Hüseyin Söylemez, proje okullarına alınacak öğretmenler, uzman öğretmen ile başöğretmenlik sınavı ile ilgili yaşanan sıkıntıları ve çözüm önerilerini İLKHA’ya anlattı.

“Net bir kıstas olmadığı zaman insanlar birilerine yönelip referans olmalarını talep ediyorlar”

Bundan yıllar önce proje okullarına sınavla öğretmen alımının yapıldığını ve birçok kişinin zan altında kalmaktan kurtulduğunu anımsatan Hüseyin Söylemez, “Çünkü öğretmenler sınav hakkıyla geldiğinden dolayı çokta tartışma olmamıştı. Bugün ki duruma baktığımızda ise proje okullarına el altından bir gönderme olduğu zaman tabi kamuoyunu rahatsız ediyorsunuz. ‘Acaba bizimde bilgimiz olsaydı bu konuda kendimize güveniyoruz, çok güzel işler yapacağımıza inanıyoruz ve başvurumuz olurdu’ dolayısıyla bu konunun şeffaf olması gerekiyordu. Bu konuda Malatya’ya teşekkür ediyorum. Şeffaf bir şekilde ikinci defa listeler yenilenerek bir şekilde herkesin duyması sağlanmış oldu. Ancak onda da şöyle bir handikap var. Çok sayıda başvuru olunca ve bununla ilgili kıstaslar da net olmadığı zaman, herkesin atama umudu oluyor. Ya da atanmadığında ‘neden ben atanmadım’ diye sitem söz konusu. Bu durumda net bir kıstas olmadığı zaman insanlar birilerine yönelip referans olmalarını talep ediyorlar. Bu da ister istemez iletişimdeki sıkıntılara ve insanların ezilmesine sebep oluyor.” diye belirtti.

“Dileğimiz sınava dayalı bir atamanın olması”

Yapılan atamaların liyakatsiz olduğuna dair bir iddialarının olmadığına vurgu yapan Söylemez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak isterse bütün atamaların yüzde yüzü liyakatli olsun. Dışarıdaki kişiler hangi kıstasa göre atandıklarını ya da başvurdukları yerin sıralamasının hangi kıstasa göre olduğunu bilmediklerinden dolayı ‘neden ben değil de o’ şeklindeki bir algıyı haklı olarak ortaya atıyor. Bu durumda ister istemez şaibe altında oluyor. Bu sistemdeki yanlışlığın sorumlusu ne sendikadır ne İl Milli Eğitim Müdürlerimiz ne İlçe Müdürlerimiz ne okul müdürlerimiz ne de şube müdürlerimizdir. Burada sistemdeki bir belirsizliğin olduğu kanaatindeyim. Net kıstaslar konduğunda, başvuranların içerisinde kimin kaçıncı sırada olduğunu bildiği bir sistem oturursa o zaman herkes rahatlayacaktır diye ümit ediyorum. Aynı okula 15-20 kişinin başvurduğunu ve bir kişinin alınacağını düşündüğünüzde, o bir kişi baştan mı, sondan mı, ortadan mı neye göre alınıyor net değilse burada hepimiz zarar görüyoruz. Dileğimiz şu ki; sınava dayalı bir atamanın olup bizim gibi düşünsün düşünmesin ahlaki zaafiyeti yoksa, terörist, hırsız değilse çok farklı düşüncedeki insanların da rahatlıkla yönetici olabildiği, proje okuluna gidebildiği bir durumu arzu ediyoruz. Bundan dolayı hem milli eğitimi hem de bizleri rahatlatacak olan net kıstaslar ve kuralların olmasıdır. Kurallar ne kadar eksik ve yanlış olursa olsun bir kurala göre atama yapıldığı zaman herkes rahatlıyor.”

“Uzmanlık sınavına girdikten sonra 20’inci yılını dolduran herkes başöğretmenlik sınavına mutlaka alınmalı”

Uzmanlık ve başöğretmenlik sınavına da değinen Söylemez, “Uzmanlık sınavına ya da kariyer basamaklarıyla ilgili çalışmaya baktığımızda, 10 yıllık bir öğretmenin uzmanlık sınavına, uzmanlık sınavından sonra uzmanlığı hak eden bir meslektaşımızın da 10 yıl sonra başöğretmenlik sınavına alınabileceği bir sistem. Ancak şöyle bir şey var. Bunun sınavının doğru olmadığı kanaatindeyiz. Haydi bunu kanuna koydunuz, 10 yıllık olan birisini sınava aldığınız anda şu andaki gibi bir belge avcılığına çıkarıp önüne ‘şu belgeler varsa sınava girebilirsin’ anlayışı tamamen yıpratıcı bir durumdur. Yılını tamamlayan bir öğretmeni, bir de belge avcılığına çıkartmak kesinlikle haksızlıktır. Bir an önce bu yanlıştan dönülmesini bekliyoruz. Ayrıca bugün 10 yıllık bir öğretmenin uzmanlık sınavından geçtikten sonra, elbette ki 10 yıl sonra başöğretmenlik sınavına girmesini normal karşılıyoruz. Fakat 18 yıllık bir öğretmeni tekrar 10 yıl orada bekletmek 28 yıllık bir öğretmeni uzmanlıktan sonra bir 10 yıl daha bekletmek 38’inci yılına kadar çalışmaya zorlamak hem kanuna hem usule hem kişilik haklarına aykırıdır. Dolayısıyla bu kişiye emekli olun ama bu sınava girmeyin anlamı taşıyor ki bundan da bir an önce dönelmesi gerekiyor. Uzmanlık sınavına girdikten sonra 20’inci yılını dolduran herkesin başöğretmenlik sınavına mutlaka alınmalı diye düşünüyoruz.” dedi. (İLKHA)

HABERE YORUM KAT
UYARI:

Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mebpersonel.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

41 Yorum