Bugünden Yarına...

Bugünden Yarına...

16 Mart 2020 gününden itibaren okullarımız, salgının getirdiği koşullara ayak uydurarak eğitim-öğretim faaliyetlerine devam etmeye çaba harcıyorlar.

Çabaları elbette boşuna değildir. Birikim olabilir harcanan tüm çabalar.

 

Lakin salgının getirdiği koşullara ayak uydurarak ancak günü kurtarabiliriz. Gün dediğim: Bugündür.

 

Gelecek yine öylece askıda kalır. Gelecek dediğim de: Yarındır.

 

‘‘Yine’’ diyorum zira eğitim-öğretim hayatımızda bugün dışında başka bir gün yok.

 

Gündemimiz dün soslu bugünler... Bugünü, dünün görüntüsüyle yediriyoruz.

 

Yarınlar zaten hiçbir vakit eğitim-öğretim hayatımıza giremedi. Olsa da olur olmasa da muamelesi gördü.

 

Ve yarına her daim ‘‘Hele bir gelsin, o zaman düşünürüz.’’ ya da ‘‘Yarın Allah kerim!’’ nazarında bakıldı.

 

Hal böyle olunca bugünleri soluk soluğa yaşadık, bu soluk soluğa halden ötürü de bazılarımız eğitim-öğretimden koptu. Nasıl kopmasın ki! 40 dakikalık dersin hiçbir yerine kendimizi sığdıramıyor, konduramıyoruz. Bahçedeki ağacın dalına kuş olup konmak daha kolay. Hayalle tabii... Hayallerimiz de olmasa hayattan kopardık.

 

Anlayacağınız eğitim-öğretimden yarını göremeden bugünden koptuk... İster yüz yüze olsun ister uzaktan, fark etmez. Uzaktan olunca eğitim-öğretimden kopuşumuza bahanemiz olmuş oldu: İnternet yok,  tablet yok, akıllı telefon yok, velhasılıkelam yok yok değil, yok var. Zaten eğitim-öğretim hayatımız boyunca bir türlü dolduramadığımız boşluklar olmadı mı? Yokluklarda bir baltaya sap olmayı bekleyen bir konumda değil miydik? Sanki varlık içinde mi yüzüyorduk? Üstüne üstlük okullardaki 40 dakikaların bizleri habire boşalttığı zamanları ne yapacağız? O zamanlar ki bizleri boşluklara itekleyen şüpheliler değil mi? Keşke sanık sandalyelerinde sıygaya çekebilsek... Hayatımızı çaldınız, bizleri oyaladınız diye... Şükür, salgın vesilesi ile 30 dakika oldu o zamanlar. Halbuki bu süreler bile çok değil mi? Bence bu süreye dahi daha radikal bir tepki konulmalı. Yarınlar için... Ama bu dileğimiz bile inanınız çok görülüyordur.

 

Unutmadan şunu da söylemeden edemeyeceğim. Eğitim öğretim hayatımızda bugünler soluk soluğa yaşanırken dünler de Gülşen’in şarkısındaki gibi ‘‘Bangır Bangır’’ yaşanıyor. Niye mi? Çünkü dünler devrisabık yaratmak için biçilmiş kaftan da ondan...

 

Bilhassa içinde bulunduğumuz süreçte eğitim öğretim hayatımızda tablo hiç de iç açıcı değil.

 

Sayın Ziya SELÇUK’tan çok umutluyduk. Ona müthiş ümit besliyorduk. Lakin o da beklentilerimizi karşılayamadı. Karşılaması da şu saatten sonra çok zor... Öyle bir bakanlık yönetiyor ki bu bakanlığa aklının ucundan yarını geçirmeyen bir bakış açısı, anlayış ve zihin dünyası nüfuz etmiş. Yarını öngörerek eğitim öğretim ortamını kurgulayan ve yapılandıran bir beyin olarak öne çıktığınız an, bakanlığa nüfuz eden bu zihin dünyası, bakış açısı ve anlayış anında tepki veriyor. Artık bu tepki bir refleks olmuş. Bu durum da çok iyi bilindiği için üzülerek ifade etmeliyim ki bir türlü yarınlara gelinemiyor. Halbuki yarınlar kurtaracak bizi. Gelin görün ki yarınlar devamlı yok sayılıyor. Dünlerin ve bugünlerin etrafında dönülüp duruluyor. Siyasi iradelerin de bu durum ve vaziyet aslında işlerine geliyor. İşlerine gelmiyor olsa inanınız ne yapar ederler bir şekilde düzeltirler.

 

İçinde bulunduğumuz şu dönemde özellikle Z kuşağı ile Ziya Selçuk’u yüz yüze getiren birçok olay yaşıyoruz. Yüz göz oldular valla. Z kuşağı, sınavlar yapılmasın istiyor. Bunun için Twıtter’ı tivit yağmuruna tutuyorlar. Meramlarına tepki verilmediği an istifa çağrılarında bulunuyorlar. Bunların hepsini, sınavların yapılıp yapılmaması üzerinden bugünün bir kısır atışması olarak değerlendirmiyorum. Bunlar, geleceğin ipuçlarını veriyor. Kuşaklar artık Türkçe, matematik, tarih, fizik, kimya gibi dersleri ver. Bilahare üzerine bir de sınav patlatıp kaderlerini çiz. İşte gelecek kuşaklar, bugünün eğitim öğretim ortamına ve düzenine zaten gelemeyecekler. Açıkça söylemem gerekir ki bugünü yarına dayatırsanız gelecekte okullarda 1 öğrenci dahi bulamazsınız. Dünya ve insan, inanılmaz bir evrim süreci içindedir. Bu evrimsel sürece radikal karşılıklar verme cüreti gösteremezseniz monarşi (tanzimat), meşrutiyet ve cumhuriyet yönetim şekilleri içindeki yaşadığımız akıbetleri yeniden yaşarız.

 

Z kuşak, yazılı sınavların olmamasını istiyor bugün. Ben, yarınlarda sınavların hiç olmadığı bir dünya görüyorum. Z kuşağı uzaktan eğitim yolu ile okullara tutunuyor. Yarınlarda kafasına göre takılarak kendini yetiştiren kuşaklar görüyorum. Okulların yerini alan ortamlarda veya fiziksel ve sanal mekanlarda... Şu an Z kuşağına verdiğiniz Türkçe, matematik, fen vs. içerikleri yarınlarda bambaşka haller alacak. Bugün Z kuşağı sizlere bambaşka gelebilir fakat yarınlarda Z kuşağı bile o zamanın kuşaklarına ilkel gelecek.

 

Efendiler!

 

Siz, olayın farkında mısınız?

İnsan, evrim geçiriyor şu an, evrim...

Eğitimde sizden beklenen ise devrim...

Darwın mezarında dokuz doğururken...

 

 

Saygılarımla...

 

 

 

Yusuf SEVİNGEN

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.