Yönetici Atamada Nalıncı Keseri ve Sıtmaya Razı Olmak

Yönetici Atamada Nalıncı Keseri ve Sıtmaya Razı Olmak

Yönetici atama taslağının internete düşmesiyle birlikte birçok değerlendirme yazısı yazıldı, doğru ya da yanlış elbette tartışılır. Ancak bilhassa bu yazılara yapılan yorumların deyim yerindeyse “Ölümü görüp hastalığa” razı olan bir teslimiyeti andırdığı daha ziyade “Nalıncı keseri” yaklaşımıyla herkesin kendi çıkarın ekseninde olduğu görülmektedir. Nitekim mülakatı içinde barındırması nedeniyle bu yönetmeliğin de tıpkı 28 Şubat yönetmeliği gibi uygulama imkânı olmayan yönlerini göremeyen, deyim yerindeyse nalıncı keseri gibi kendine yontan yorumlarla değerlendirilmesi ne yazık ki “Ölümü gösterip hastalığa razı etmek” oyununun tutmak üzere olduğunu göstermektedir.

 Yazarların analizleri aleyhinde yorumların -bazıları eğitimciye yakışmayan türde- yazılmış olması bu konuda en çok mücadele eden site ve yazarlar olarak ne yazık ki bizi biraz üzmüş biraz da düşündürmüştür! Nitekim 28 Şubat yönetmeliğinin ufak tefek rötuşlarla bu defa 27 Nisan ruhuyla hazırlanıp mülakatı kabul ettirme niyetine yönelik nabız yoklama kabilinden internete servis edilmesi karşılığında kamuajansın duruşundan taviz vermeyip torpilsiz bir yönetmelik için mücadelesine tavizsiz devam etmesi, düşünce paradigması yalnızca kedi çıkarı olanları rahatsız etmişe benziyor.

 

     Ancak öncelikle  yönetici atama konusunda başından beri adil bir yönetmelik çıkması yönünde amansız bir mücadele verdiğimizi bu süreci yerinde hamlelerle eğitimcilerin lehine çevirmek için çalıştığımızı takip edenler bilirler. Hatta bir hafta gibi kısa sürede bu satırların yazarı ile sitemiz yazarı Feridun Fikret AKSU tarafından yayına hazır bir yönetmelik taslağı hazırlanıp bakanlığa ve tüm eğitim sendikalarına gönderildiği ve bu taslağın 60 binden fazla kişi tarafından paylaşıldığı ve diğer tüm siteler tarafından da yayınlandığı, istenirse hala internetten aranıp bulunarak yeni çıkan taslakla karşılaştırma imkânının olduğunu yine herkesçe bilinmektedir.  Ve yine hazırladığımız bu taslağın da herhangi birilerinin çıkarlarını değil sadece herkes için geçerli ve makul bir yönetmelik olmasının, özellikle eğitim camiasının beklentilerinin, sendikaların yaklaşımlarının,  yargı kararlarının ve en önemlisi ise fırsat eşitliği ile adaletin yerini bulmasını istediğimizi ve mülakat gibi tamamen torpil anlamına gelen çağdışı uygulamanın asla olmaması gerektiğini düzenlediğimizi herkes bilmektedir. Keza bundan sonra da aynı kararlılıkla, duruşumuzu bozmadan herhangi bir kesimin çıkarına göre eğilip bükülmeden kendi adalet ilkelerimiz doğrultusunda mücadelemizi devam ettireceğimizin bilinmesini isteriz.

 

     Hal böyleyken, geçtiğimiz günlerde internete düşen taslakla ilgili yazdığımız yazılarda gördüğümüz yorumlar ne yazık ki bu işin adaletli olması ve mülakat gibi torpilden tamamen arındırılmasını isteyenleri ve tabi ki bu bu satırların yazarını hayal kırıklığına uğratmıştır. Özellikle 28 Şubat yönetmeliğine karşı neredeyse yüzde yüze yakın bir karşı duruş söz konusu iken aslında sadece müdür yardımcılıklarına mülakatı kaldırdığı için 180 derece dönüşle destek yorumlarının yazılması, ne yazık ki bize “Nalıncı Keserini” hatırlatmıştır. Zira bunun açıklaması gayet net olup, sayıları müdür adaylarından çok daha fazla olan müdür yardımcısı ve müdür başyardımcısı adaylarının mülakattan kurtuldukları için konuyu yalnızca kendi penceresinden değerlendirip “benden sonrası tufan…” anlayışına sahip bir yaklaşım içinde oldukları gerçeğidir ve hepsi üniversite mezunu olan eğitim camiasının düşünce paradigmasının ne olduğunu (Yani sadece kendi çıkarı olduğunun) ortaya koyması bakımından son derece üzücüdür. Oysa zeka ve eğitim düzeyi yüksek insanlardan beklenen çok yönlü, ileri görüşlü, tehlikeleri önceden sezinleyebilen, adaletli ve en önemlisi ilkeli düşünebilmesidir ve paradigmalarının da bunlar olması beklenmektedir.

 

     Bu durum tabi ki bakanlığın ekmeğine yağ sürdüğü için nabza göre şerbet verip, ölümü gösterip hastalığa razı etmesini kolaylaştırmak suretiyle bakanlığı bir hayli rahatlatmış durumdadır. Bir başka ifadeyle “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” ilkesinin test edilmesine ve mülakatla yani torpille yönetilmeye müsait ve müstahak bir camianın olduğu bakanlık tarafından görülmüş ve test edilmiş durumdadır.  

 

     Ancak şimdilerde bu taslağa övgüler yağdıranları, kendileri yazılı sınavdan çok yüksek puan aldıkları halde çok daha düşük puan alanların parayla satın aldıkları tezsiz yüksek lisans diplomalarıyla, ödüllerle ya da bir kereye mahsus verilmiş olan uzman öğretmenlik puanlarıyla kendilerinin önüne geçip güzel okullara atandıkları zaman ne düşüneceklerini çok merak ediyorum doğrusu.

 

     Sonuç itibariyle Eğitim-İş'in bu tehlikeyi sezinleyip bu işin arka planını öğrenmeye dönük bilgi edinme dilekçesi yazmış olması ve daha önce olduğu gibi yargıya taşıyarak mülakatlı yani torpilli bir yönetmeliğe geçit vermeyeceğinin sinyalini vermiş olması adalet eksenli sağduyulu düşünenleri biraz olsun rahatlatmıştır. Doğrusu diğer sendikalardan da benzer tepkileri eğitim camiasının görmek istediği kesindir. Testi kırılmadan…

 

     Bu satırların yazarına ve kamuajans sitesine gelince ilkelerinden, fırsat eşitliğinden, adaletten ve torpilsiz bir yönetmelik talebinden asla taviz vermeden bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğinin değerli okurlarımız ve bakanlık tarafından bilinmesini isteriz…  

 

02.05.2013

Cafer GÜZEL

kamuajans.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum